|
ALTIN BİLEZİKLİ KURBAĞA PRENS 
Evvelce zaman önce her ne kadar RTÜK ceza adına deniz altı belgesellerini yayınlatsa da ben bu belgeselleri her zaman zevkle izlemişimdir.
Televizyon karşısında, yattığım yerden izlediklerimi, denizaltına inerek görebilmenin ulaşılamaz olduğunu düşünürdüm hep.
Yaklaşık dört senedir, hemen hemen her fırsatta gittiğim Kaş’ta, bu sefer Can’la birlikte gitmemizle başladı her şey. Can deneyimli bir dalgıç, onun sayesinde kendimi teknenin üstünde buldum.
Daha önce bindiğim, günü birlik gezi teknelerinden farklı olan bu teknede kendimi epey bir yabancı hissettim, sadece test dalışı yaptıracağız size dediler. Etrafı kolaçan ederek bir şeyler öğrenmeye çalışırken, tekne içinde düzenli bir telaşın olması bir hayli ilginç gelmişti bana. Tüpler, elbiseler, paletler, maskeler ismini bilmediğim bir dolu şeyin yapılmasını izlemek için kendime ayak altında olmayan bir köşe bulmuş ve başlamıştım sessizce izlemeye olup bitenleri.
Arkadaşlarımda vardı benim gibi test dalışı yapan, hepimiz oldukça heyecanlıydık.
Her şey hazır olunca attılar beni denize. Kaş’ta olduğumuz ve dalış teknesinde olduğumuz için kullanılan jargonda değişiyor; Kanyon, erişte....
Ben belkide İstanbul’dan geldiğim için olsa gerek Kanyon diye bahsedilenin İstanbul’da ki alışveriş merkezi olduğunu zannetmiştim, sonra öğrendim öyle olmadığını. (daha bende buna benzer malzemeler çok, ama bunları yazarak kendimi daha fazla rezil etmeyeyim, siz beni Kurbağa Adam’ın dalış etkinliklerinde görünce sorun, ben anlatırım.)
İlk test dalışı çok keyifliydi, sadece nefes alıp veriyorsunuz, kulaklarınızı eşitliyorsunuz, başka bir şey yaptığınızda yok zaten....
Ertesi gün, yetmedi bir test dalışı daha. Oradan hareket, kendimizi Bodrum’da bulduk... Bodrum’da bir test dalışı daha...
Bodrum’da yine tekneye bindik, tekne kalabalıktı bu sefer. İstanbul’dan Kurbağa Adam grubu gelmiş dediler.
Kaş’ta iki defa, Bodrum’da bir defa test dalışı yaptıktan sonra zehir girmişti damarıma. Karar verdim bu işi öğrenmeye.
Kurbağa Adam grubuna, eğitmenlerine içim ısındı. Birazda sorunlu birisi olduğum için, seçici davranarak onlardan eğitim almamın iyi olacağını düşündüm.
...
Bahçeşehir...
Bostancı’da oturmama karşın hiç üşenmedim Bahçeşehir’de giderek eğitim almaya.
Bahçeşehir’de ilk derse gidiş...
Biraz çekinerek giriyorum bahçeye, ama oldukça sıcak bir ortam...
Eğitimin sonunda test, neyse başarılı bir şekilde bitiyor, ikinci ders, üçüncü ders derken işin teorik kısımları bitiyor.
Sıra bu sefer havuzda...
Bir akşam üstü gidiyorum havuz dalışı için. Benimle birlikte havuza girecek iki arkadaş daha var...
Dalış kıyafetleri giydikten sonra, daha sertifikamı almadam kendimi Kurbağa Prens gibi hissetmiştim...
Ne olduysa oldu, teorik olarak öğrendiğimiz şeyleri sırasıyla yapacaktık ama olmadı, yapamadım. Diğer arkadaşlarım teker teker tüm becerileri sorunsuzca yaparken, ben daha en basit olan beceri hareketini dahi yapamıyordum...
Sinirlerim bozuldu, yapamayacak mıyım diye...
Havuzdan çıkış...
Cüneyt Hoca, kimisi ilk seferinde yapar, kimisi hiç yapamaz demişti...
Aklıma dedikleri geldi, ayrıca sanki her şey bitmiş gibi ısmarladığım dalış kıyafetlerimin siparişini durdurmam konusunda telkinde bulundu...
O gün, bir çok defa deneme yapmama karşın, hiç bir beceride başarılı olamamış, biraz sinirli birazda üzüntüyle havuzdan çıkmıştım...
Cüneyt Hoca, seninle tekrar deneriz dedi.
Sadece benim için tekrar girdik havuza...
‘Bak bu havuzdan beş yüz kişi başarıyla geçti dalgıç oldu ve bir o kadar daha dalgıç olacak, sende onlardan birisi olacaksın demesi’, kamçılayıcı olmuştu...
İlk denediğimde yapamadıklarımı, bu sefer hemde hiç zorlanmadan yapmıştım...
Teori ve havuz becerisi bitmişti... Sıra denizde yapılacak eğitim dalışındaydı...
...
Daha iki hafta bile geçmemişti, Saros’ta dalışa gittik...
Saros’a giderken, yolda heyecanımı belli etmemeye çalıştım, ama sanırım herkes biliyordu eğitim dalıcılarının o halini...
Tekne...
Teknede tüm hazırlıkları tamamladıktan sonra denizde buldum kendimi...
Sadece ağzımdan nefesten dolayı çıkan kabarcık sesi dışında başka bir ses yok, sanki başka bir dünyadayım...
Eğitim dalışınıda başarılı bir şekilde bitirmiştim...
Zor bildiğimi başarmanın keyfini yaşıyordum...
Saros’ta yenen balığın lezzeti daha bir başka...
İstanbul’a dönüş. Kurbağa Adam’dan dalış defterini ve siparişini verdiğim dalış kıyafeti & paleti almaya hakkım vardı artık...
Çünkü, artık bende ‘open water diver’ olmuştum.... Ya da bir başka deyişle, denizin beni ıslatmasıyla ‘Kurbağa Prens’ olmuştum...
Okan İşcan / Open Water Diver okaniscan@hotmail.com
|