Haberler
Köşe Yazıları
Etkinlikler
PADI
Eğitmenler
Fotoğraf Albümü
Haftanın Ürünü
2.El Ekipman
Ürün Fiyat Listesi
Kalite Kontrol

ANKET
Kurbağa Adam Dalış Merkezi ile nasıl tanıştınız ??

Bilboard
Tabela
Broşür
Magnet
Web
E-mail
Arkadaş
Fuar
Şans
Dergi Reklamı



Sonuçlar

Ana Sayfa Hakkımızda İletişim    

ÇOCUKLAR GİBİ ŞENDİK BİN ATLI ORDUYU YENDİK

Şimdi maviş turun neresinden anlatmaya başlasam da sizleri şöyle hafif kıskandırsam, nispet yapsam diyorum inceden.

Mavi tur kronolojisini hani otobüse bindik gittik gittik tekneye vardık, sonra daldık, gezdik, orfoz gördük şeklinde kısa öz ve duygusuz bir şekilde yazıp keyfimi kaçırmak istemem. Diyorum şöyle ballandıra ballandıra anlatayım, yazarken kendi kendime gaza geliyim.

Yapılan gezinin anlam ve önemi dalış olayında kitlendiğinden başlayalım sualtından. Daldığımız tüm noktalar inanılmaz berrak tertemiz sulardı. Ama Barış kaptanın dediğine göre, sular henüz ısınmadığından çok fazla balık börtü böcek göremedik. Sadece Kadırga koyunda Hasan isminde gayet şahsına münhasır bir orfoz kardeşle tanışma şerefine eriştik. Şimdi burdan size büyüklüğünü anlatmam gerekiyor ama bendenizin santimetre metre kavramları 0-5 yaş grubunda takılıp kaldığından ne desem yalan olacağından gayet büyüktü deyip cümlenin sonunu bağlıyacağım. Hasan the orfoz; siz diyin ağır abi ben diyim köyün ağası , denizin 20-25m altında takılıyor ağır ağır. Pek bir müdana etmedi bize. Elimizde sosis, ekmek, yumurta kendisini cezbetmek, elini öpmek için baya debelendik ama mamafih dikkate değer görmedi bizi. Esefle kınıyorum kendisini burdan, allah muhtaç etmesin kendisini bize, hatırlatırım yani gün gelir devran döner der atalarımız.

15 yetişkin ve 3 çocuktan ( yakışıklı Orbay, Balik adam Uygar ve of Utku of) oluşan sehayat tayfamız, ne yazık ki sadece 20-25 metrelerde fink atmakla kalmamış, ayrıca çok eğlenmiş, çok gülmüş ve hatta guletimizin sandalını batırma konusunda yeteneğini bile göstermiştir. Tabi yetenek deyince akla ilk gelen tavla turnuvası. Türk toplumunda nedense herkes tavlayı en iyi bildiğini, en iyi oynadığını iddia eder. Etsinler tabi, hür bir toplumda yaşıyoruz ama “etmenin” “olmak” olmadığını tatilde canlı yayın gördük efendim. Ben size şimdi banttan olayı anlatayım. Gayet demokratik bir şekilde turnuva eşleşmesi yapıldı. Bendeniz zaten bu konuda gayet iddiasız bir tip olaraktan ilk turda Mualla karşısında ezik bir skorla köşeme çekildim. Asıl önemli şahsiyet burada sevgili oda arkadaşım Meltem’di(güvertede minder arkadaşım düzeltirim). Kızımız hayatımda gördüğüm en sessiz en sakin tavla oyuncusu. Yahu zar sesi çıksın değil mi yok Meltem kiminle oynarsa oynasın, o köşede Kasparov satranç oynuyor sessizliği mevcut. Ama tabi herkesin peh ben eserim asarım keserim tavlada nidaları Meltem’in karşılarına oturmalarıyla baloncuk misali uçup gidiyor. Meltem karşısında yenilgilerin sebebi iyi veya kötü oynamak değil; insanoğluna verilen en büyük cezalardan biri olan sessizlik..bunu da bu tatilimizde anlamış olduk. Sonucu söylememe gerek yok herhalde turnuvanın galibi Meltem oldu.
Şimdi atraksiyonlarımızın tavladaki süpriz şampiyonumuzun hikayesi ile sınırlı kaldığına inanırsanız yanılırsınız. Vukuatsız, birşey olmadan geçen, gülme krizlerinin yaşanmadığı bir gün yaşadıysak namert olayım hatta ismim de Kezban olsun. Bir kere Buğhan gibi bir şahsiyetle bırakın bir hafta geçirmeyi, bir gün geçirmek bile tamamen evlere şenlik bir durumdur. Sözkonusu şahsiyeti 1 senedir bilfiil tanırım ve kendimden sonra gördüğüm en sakar adamdır kendileri. İlk şokumu bavulunu görünce yaşadım. Sanki sahne sanatçısı beyfendi, koca bir bavulla geldi tura. İlerleyen günlerde bavulun içinde neler olduğu birer birer çıktı. 2 adet korkunç maske, balık sepeti, olta takımı, iki adet peruk (kadın peruğu), bir orduya yetecek kadar tshirt, küçük bir müzik seti takımı ve bir adet tesbih. Şimdi burada tespih olayını izninizle açmak istiyorum. İlk dalışa iniyoruz. Bodyim Buğhan ilan edildi. İndik aşağıya. Sephiyemi ayarlamaya çalışıyorum bir ara gözüm Buğhan’a kaydı, elinde bir tespih ağır azam fıstıki makam bir yandan etrafı seyrediyor bir yandan da tesbih çekiyor. Neyse dedim dualı, gayet yıkamalı bir dalış olacak, allah katında cennetlik olacaz. Tabi söz konusu Buğhan. Eninde sonunda tesbihin başına birşey gelir ve geldi de. Üçüncü gün dalışımızda kaybetti tesbihi. Turumuzun sakin vatandaşı Hakan’da tesadüf eseri tesbihin su yüzüne çıkışını görüp aldı tesbihi. Bu arada Buğhan tesbihim de tesbihim şeklinde karalar bağlıyor. Biz de tabi tık yok hatta geyiğe sarıyoruz, acısına ortak ayaklarına yatıyoruz. Öğleden sonra dalışında dedik biz buna tespihi verelim. Buğhan kardeşimiz sürekli Rescue olayıyla dalga geçmeye çalıştığından rescue larımız Cüneyt ve Yusuf abiyi oyunun başı ilan ettik. İndik cümbür cemaat 5-10metreye. Cüneyt daire olun işareti verdi, çöktük hepimizin yere. Buğhan’a “hava bitti” işareti yapınca Buğhan kardeşimiz bu işareti aa demiş eğitim var heralde ve benim üzerimde uygulayacaklar ama işaretin anlamı “sen bittin” aslında. Cüneyt, Yusuf abinin elini öpmesini istediğinde itirazsız öptü. Bu arada Yusuf abi eldivenlerini bir asilzade havasında çıkarması, sonra da paletini öp denilmesi, Buğhan’ın itiraz eder gibi olup sonra kuzu kuzu öpmesiyle bir anda tesbihi ortaya çıktı. Buğhan’ın sevinçten ağladığına eminim. Bizse aşağıda gülme krizine girmiş bir güruh. Tabi aynı şahsiyetin sanki 10km uzakta bir yerden geliyormuşçasına yemeklere geç kaldığını, bütün gece gözünü kırpmadan güverte nöbeti tuttuğunu, güverte sakinlerinin uyuyup uyumadığını muhtelif saatlerde“elif uyuyor musun” şeklinde sorarak kontrol ettiğini, cevap olarak karikatürlere konu olacak cevaplar aldığını, ayrıyeten belirterek bir dahaki mavi tura hazırlıklı olmanızı sağlayabilirim.

Tur boyunca bir kere Tabu oynama girişimimiz oldu. Dikkat ederseniz başardık demiyorum. Çünkü nerde çokluk orda şeylik, oynayamadık, birbirimize girer gibi olduk, herkesin ukalalığı ben daha iyi bilirim damarı tuttu. Ama Cüneyt’in yarattığı bir oyun gerçekten tam bir eğlenceyi döndü. Herkesin elinde kağıt kalem, turumuzun enlerini seçicez. En sakarı, en çamuru, en sinirlisi,en iyi tavla oynayanı, en süslüsü, en gürültücüsü, en uykucusu, en dağınığı, en korkağı, en sessizi, en beceriklisi, en çok kitap okuyanı şeklinde tam 30 soru. Kağıtlara soruların numarasına göre isimler yazıldı, oyunun sonunda tüm kağıtlar Cüneyte teslim edildi. Tabi kimin ne yazdığı belli değil. Ve açık artırma usulü cevaplar tek tek okunup skor belirlendi. Bendeniz yine inekliğimi gösterdim; en çok kitap okuyan seçildim. Seçim sonuçları sanırım Semih tarafından ilerleyen günlerde siteden açıklanacaktır. Hani kimin ne olduğunu bilmek isterseniz, referans olarak alabilirsiniz sonuçları

Son Cuma akşamına kadar planlı programlı eğlenceden uzak, gayet kendi kendine ortaya çıkan eğlencelerimiz, Semih’in şovuyla unutulmaz statüsünü resmen kazanmış oldu. Bir aile babası olduğundan, yaptığı şovu burdan ifşa etmek istemiyorum ama kendisinin Huysuz Virjine rakip olabileceğini görmüş olmaktan büyük bir keyf aldığımızı bol parantezli, bol gülücüklü anılarımıza kattığımızı burdan belirtirim.

Aslında işin burda anlattığım ve anlatamadıklarımla, çocuklar gibi şendik, bin atlıyı orduyu yendik biz bu tatilimizde. Küçükken okullar kapanır kapanmaz yazlığa giderdik. Haziran başından Eylüle kadar. Her gün şıpıdık terlikler ayağımızda, neredeyse üzerimize yapışacak olan mayolarımız, bütün gün suya gir çık, oyun oyna, bisiklete bin, öğle yemeğine yetiş, tavla oynamayı öğren, komşudan azar işit, saklambaç oyna ve tabi site ahalisiyle yapılan uzun mangallar. Hala hatırladığımda ki moralim bozuldukça çocukluğunu film şeridi gibi gözünün önüne getiren benim için hayatımın en güzel,en huzurlu günleriydi. Ne mail, ne toplantı trafiği, ne kariyer derdi gayet kendi halinde akan günler. İşte bu tatil bende unutmamaya çalıştığım, özenle sakladığım anılarımı hatırlattı; ne bir yere yetişme derdi, ne de bugün nasıl eğlenicez derdi. Ve bana anılarımı canlandıran Cüneyt, Yusuf Abi, Semih, Arzu, Orbay, Uygar, Buğhan, Meltem, Hakan, Perihan, Melih, Göksu, Selçuk, Semra, Güven, Mualla, Utku; hepinize ayrı ayrı kucak dolusu teşekkür ederim. Bir daha ki sefere buluşmak üzere. 

Elif Kapoğlu / Advanced Open Water
ekapoglu@enka.com


Dalma tutkusu.. 1184 kez okundu07.09.2009
ALTIN BİLEZİKLİ KURBAĞA PRENS 1162 kez okundu06.01.2009
Kurbağa Adam ve larvaları.. 1503 kez okundu18.06.2008
Zamanım yok hem de korkuyorum diyorsan bunu kesin okumalısın… 2155 kez okundu18.06.2008
Türk Dalgıçları Karalama Defteri !! 1810 kez okundu09.05.2008
KARADENiZ´DEN SAROS´A DOĞRU 1642 kez okundu03.07.2007
DiKKAT BAĞIMLILIK YAPAR :)) 1500 kez okundu05.06.2007
Türk Hamamın da Konser ! 1819 kez okundu10.05.2007
Plane & Deep Divers 1241 kez okundu08.01.2007
KAŞ ŞAHANE 2972 kez okundu08.01.2007
Ocean Five !! 1138 kez okundu06.01.2007
GARABE DALGIÇ 894 kez okundu24.11.2006
PESS DİYORUUMMMMM!!!!!!!! 1664 kez okundu01.11.2006
Sualtı Fotoğrafçılarına Project AWARE´den 10 Tüyo 1149 kez okundu18.09.2006
ÇOCUKLAR GİBİ ŞENDİK BİN ATLI ORDUYU YENDİK 1593 kez okundu(Şu anda bu kayıdı incelemektesiniz)12.07.2006
Tüm liste için tıklayın



ÜYE OL
CEBİNE GELSİN
Haber Bülteni
E-Mail
Köşe Yazısı

ALTIN BİLEZİKLİ KURBAĞA PRENS

1 kayıt listelendi. Tüm liste için tıklayın











Gizlilik Politikası
kurbagaadam.com Portalının web tasarım ve programlama işleri TEKNOART tarafından yapılmıştır.